4 Eylül 2015 Cuma

Tatilde Neler Okudum ?


Benim gibi kitap okumayı seven, adeta kitap kurduyum diyenlere selam olsun !
Bundan bir önceki yazımda, yazın okuduğum kitapları paylaşacağım dedim. Şimdi kitapları paylaşacağım, ardından izlediğim ve müptelası olduğum dizilerimi yayınlayacağım.

Şimdi ise kitaplarımda sıra :) Paylaşmadan önce bir kaç parça şey söyleyip yazıma öyle başlamak isterim.

İlk olarak okuduğum bu kitapların benzer tarzları olursa, bana önerirseniz çok sevinirim.
Bir diger konu ise birden fazla çeşit okuyup, tek bir tarza bağlı kalmıyorsam - ki önceliğim her zaman polisiyedir - amacım yeni şeyler ögrenip farklı dünyalar görmek. Galiba kitap monotonluğumu da böyle atıyorum :)

Dediğim gibi önerileriniz varsa seve seve beklerim. Farklı dünyalarla tanışmayı çok isterim :)


I Still Can`t Speak English -Jason West



İnternet üzerinden indirilen e-book. Normal basımı yok benim bildiğim. Uzmanımız Jason West insanların neden ana dilleri gibi İngilizce konuşamadığını, konuşamayacağını ama bunu düzeltmenin, kendine olan özgüvenin arttırmasını sağlayan bir kitap yazıp bizlere sunmuş. Kitap ağır İngilizce ile yazılmadığı için kolaylıkla okuyabilirsiniz. Unutmayın konuşmak ve anlamak çok farklı şeyler :)

Uçurtma Avcısı - Khaled Hosseini
Biliyorum cahillik ettim bu yaşımda, bu kadar geç okudum bu kitabı. Tam dört yıldır bu kitap benim tarafımdan okunmayı bekleniyordu. Sonunda okudum !
Çok sevdiğim Bin Muhteşem Güneş adlı yazarımızın ilk kitabıymış bu kitap. Ben direk ikincisini alıp okudum fakat, bir kitap diğeri ile bağlantısı olmadığı için istediğinizi alıp, sizde istediğiniz birinden başlayabilirsiniz. Son kitabı duyduğuma göre çok daha etkileyiciymiş. Bakalım alıp okumak ne zamana kısmet olur, orasını bilemem. :) Konusu ise iki arkadaşın -doğdukları andan itibaren aynı evde yaşayan arkadaşın- hayat hikayesini, birbirlerine olan bağlılıkları, zamanla büyüdükçe değişen duyguları anlatmakta. Emir ile Hasan'ın neler yaşadıklarını okuyunca sanki sizde oradaymışsınız gibi bir hisse kapılıp, yeri geldiğinde göz yaşlarınızı tutamayabilirsiniz. Özellikle kitabın ilk ile orta bölümü arası ve son bölüm sizi ağlama krizine sokabilir haberiniz olsun. 
O kadar çok beğendim ki tekrar okumayı düşünüyorum. Alın, aldırın ailece okuyun efenim :)

PuCCa- Küçük Aptalın Büyük Dünyası

Son dönemde o kadar popüler ki,PuCCa okumayanı dövüyor heralde. Hele o son çıkan kitabı 'O Adam Buraya Gelecek' o kadar sattı ki. herkesin elinde muhakkak bir tane var. 
Ben genelde diz üstü edebiyatı okumayı tercih etmediğim için, bu tarz kitapları da hep es geçmişimdir. Hatta bir arkadaşımın İzmir Kitap Fuarı'na gidip : '' Allah PuCCa okuyan kızların cezasını versin ! Orada cillop gibi emeğiyle sanatıyla, kitap yazan kaç tane yazar var. Onların başında toplasan 5-10 kişi. Ama PuCCa ya bir bakıyorsun 150-200 kişi. Bu mu sanat ? Olmaz olsun ! ......'' gibi daha bir çok şey söyleyip, bir de kitap fuarını kaçırıp gidemediğim için, bu sözlerden etkilenip okumak istemedim açıkçası. Sonraları tabi boş kalınca haliyle insan bir şeylere sarıyor. Bende kısa yolu arkadaşımdan alarak, okumaya başladım. Açıkçası ne yalan söyleyeyim; kitabı okuduğum ilk sayfalar da 'Yuh böylede yazılmaz ' diye okurken, bir anda kendimi kaptırdığımı fark ettim. Bir bakmışım kitap bitmiş. Sonra anladım neden bu kadar sevildiğini. Bir de her okuyan 'Benim bir parçam var bunun içinde demiş' eğer öyleyse 'vay halimize ' :( 
Neyse efenim, konumuza dönersek herkesin okuduğu bildiği bir kitap olduğu için, konuya pek girmek istemiyorum. Adından da anlaşılacağı gibi günlük. Bir kızın başından geçen olayları konu olarak almış.

Anthony Burgess - Otomatik Portakal


Eğer sizde benim gibi 'İllüminati', 'Mason', 'Pagan' gibi kelimelere takık aynı zamanda araştırmacıysanız. Çok sevdiğimiz Michael Sikkolfield ' i bilip, benim gibi yazılarını takip ediyorsunuzdur. Bu arada kitabı Piyon'u alıp okuyanlar varsa, yorumlarınızı beklerim. :) 
Dediğim gibi bir gün blogunu okurken konu Otomatik Portakal'a oradan da Stanley Kubrick'in filmine geldi.Şimdi sizleri kendi yorumumla sıkıp boğmak istemem. Ama merak ettiyseniz buraya tıklayarak kendi sayfasından okuyabilirsiniz.Ben de kısa bir araştırmadan sonra, en iyisi kitabını alayım sonra filmini izlerim, dedim. Dedim ama demesine neredeyse 90 sayfalık kitabı tam bitiremedim. O kadar sıkıcı geldi ki, bu kitaba tam 3 kez baştan başladım. O kadar...
Tabi kitabın mesajı ayrı...
Orası ayrı güzel...
Konu ise özetinin özeti; adından da anlaşıldığı gibi, insanları otomatik bir makineye döndürmek. Tek düzeliğe sokmak, tek düşünce altında ilerlemesini isteyenleri farklı bir tarzla anlatıyor.
Aynı zaman da Stanley Kubrick'in yönettiği bu filmi muhakkak izlemelisiniz !

Dmitry Glukhovsky - Metro 2034


Uğrunda destanları yazabileceğim bir oyun serisi olan Metro, beni kitaplarını okumaya itti diyebilirim. Tam bir video game manyağı olduğum için, bu oyunu oynamadan pas geçmedim ve 'Böyle bir oyuna konu olan bu kitap nasıldır acaba ?' diyerek, gidip kitabını okumaya başladım. İlk kitabı Metro 2033 fakat oyununu oynadığım için ve kitabıyla aynı olduğundan gidip konusu farklı olan ikinci kitabını almayı tercih ettim. 
Maalesef üzülerek söylüyorum ki, kitabı ilgimi hiç mi hiç çekmedi. Olmadı aşırı sıkıcı ve yavaş geldi kitap. Belki o gün 39 derece ateşle okumaya çalıştığım için olabilir. Fakat 10 sayfadan başka ilerleyemedim. Oyunuyla bağdaştıramadım aklımda bıraktım bir köşeye. Belki bir gün alır okurum tekrar...
Konu ise nükleer savaş sonrası, Rusya da hayat yerle bir oluyor. Bunun sonucunda insanlar yer üstünde yaşamak yerine, yer altında yaşamayı tercih ediyorlar. Her metro gurubunu farklı insan toplulukları yönetiyor. Her şey o kadar çökmüş oluyor ki, insanlar kendi çabaları ile yaptıkları silahlarla kendilerini savunuyorlar. Hem metro gurupları arasında bir çatışma oluyor hem de nükleer patlama nedeniyle yaratıklarla savaşıyorlar. Yaratıklar öyle bir şey ki, insanların zihinlerini kontrol ediyorlar, vurulamıyorlar böyle şekli şemali kaçık şeyler anlayacağınız. İlk kitapta Anthony, ikinci kitapta ise Ahmet'in başından geçenleri anlatıyor.

Nelson Johnson - Boardwalk Empire


Açık konuşmak gerekirse, mafya filmleri-dizilerine düşkün olduğum için, bu kitabında kapağında bunu gördüğüm için kısacası 'dibim düştü'. Hiç düşünmeden aldım. Alır almaz okumaya başladım. Bu kitap Atlantic City'nın nasıl kurulduğunu, geliştiğini ve çöktüğünü ve bunu kimler sayesin de yapıldığını anlatan bir kitap. Şahsen kitaba başlar başlamaz  o kadar çok isimle karşılaşacaksınız ki, isimleri unutup 'Kimdi ya bu adam ?' deyip başa döneceksiniz. Ardından kitabımız şu şekilde ilerliyor : ' Nucky her zamanki gibi odasına geldi, telefon etti. Sonra saat sekize kadar uyudu. Ceketini giydi toplantı yaptı...vs' gibi. Kitapta tabi kide,bu cümle yok ama böyle bir soğuk anlatım var. Kendini içinde hissettirmiyor bir türlü. Sonra tabi okuyup isimler falan canlanamadığı için aklında, kitap sizlere tam ortasında dizisindeki fotoğrafları alıp, kişileri tanıtmış. Bu çok çok çok güzel bir şey olmuş, çünkü onları gördükten sonra dizisini izlemeye başladım. Kısacası izleyin, ve kibarlığı olsun, nezaketi olsun dizideki -2. sezonu izliyorum şuan- yalır yapıldak sevişme sahnesi olmayan tek insan Arnold Rothsein'e ve onun en yakın adamı aynı zaman da tam tersi olan Lucky Luciano ya aşık olabilirsiniz. Aynı zaman da Ajan Nelson 'un da Allah cezasını versin diyeceksiniz :)
Benden size söylemesi sonra bununla ilgili ayrıntılı yazacağım :) Merak etmeyin sizler için yazarım :)
Bak Arnold dedik beni sapıttırdınız yine. Ne diyorduk kitabın içine konulmuş ve biraz daha okuduğunuzda bol fotoğraflı, gerçek kişileri ve bilgilendirici kısım var. Alın okuyun, okumaktan önce izleyin 5 sezon toplam 56 bölümden oluşup, her bölüm bir saat sürüyor.

Dale Carnegie - Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı


Biliyorum, biliyorum. Bana şimdi içinizden diyorsunuzdur. 'Bu kız önüne gelen her kitabı okumuş. Böyle tarz mı olur ?!' diye. Haklısınız ama ben her türlü kitabı severim. Hepsi benim bebeklerim :)
Nereden geldi aklıma bu kitabı okumak....
Hemen bir tık üstün de anlattığım Boardwalk Empire dizisinde, Nucky kardeşi Eli ile konuşma sanatı hakkında bilgi verirken, kardeşi direk bu kitabı çıkardı. O zamanlar Nucky baya dalga geçmişti fakat, tabi dizide görür görmez hemen alıp okumalıyım dedim. Dizileri bu yüzden seviyorum ya, yeni bir şeyler katabiliyor insana <3
Neyse burada ise Dale amcamız bize bunu normal kitap olarak değil, bir sözlük olarak bunu kullanmamızı istemiş. Tekrar tekrar okumamız gerektiğini öğüt etmiş.
İşe yaradı mı bende ? -Faydası olmuyor değil. Gerekli bir kitap olduğunu ve herkesin muhakkak ama muhakkak okuması gerektiğini söylemeliyim. Keşke insanlar bunlara dikkat etse ! İnanın her şey çok daha güzel olabilir !
Konu deyip ayrıntıya girmeyeceğim. Adı yetiyor zaten. 90 sayfalık bir kitap.

David Baldacci - Cehennem Köşesi


3 günde okuyup, beni kendine aşık eden bir kitap daha ! Bir suikastçının işi bırakmak isteyip fakat zorla işe geri dönmesi, son görevini yapmasını anlatıyor. Öyle bir kurgu, bulmaca var ki okurken hiç sıkılmıyorsunuz. Ben bu kadar kalın bir kitap görüp bu kadar akıcı olmasını beklemiyordum. Özellikle deniz kenarında okunası gerekenlerden. Şahsen ben öyle yaptım. Eğer John Wick filmini izlediyseniz ve sevdiyseniz bunu da seveceğinize eminim.


Emily Bronte - Uğultulu Tepeler


Çok sevdiğim aşık olduğum Cehennem Köşesi (bir tık üstte) kitabında adı geçtiği için - sırf bu kitapta değil her yerde adı geçtiği için- böyle bir Dünya Klasiğini alıp okumazsam kendimi çok cahil hissederim dedim ve alıp okumaya başladım. Şuan hala okuma aşamasındayım daha doğrusu kitabın yarısındayım. Tek diyeceğim şey : Alın !


Fi- Akilah Azra Kohen 


Arkadaşımdan ödünç alıp, sıkılıp yarıda bıraktığım bir kitap. Serinin ilk kitabı diğerleri sırayla Çi ve Pi. Açıkçası mühendis olduğum için mi yoksa başka bir sebepten midir bilemem ama beni kendine çekti. İlk başlarda manipülasyona doyacaksınız dedikleri için bu kadar hevesle okumak istedim. Sonra ise kitabın yavaşlığından sıkıldım ve bıraktım.
Konusu ise Can Manay denilen adamın manipülasyon yeteneklerini anlatıyor.

Evet benim tatil boyunca okuduğum, okumaya calıştığım kitaplar bunlardı. Umarım okumak isteyenlere fikir olmuştur. 

Siz neler düşünüyorsunuz ? Yorum olarak bırakırsanız çok severim. Sevgiler <3


2 yorum:

  1. Bin Muhteşem Güneş'i çok severek okumama rağmen Uçurtma Avcısı'nın filmini izledikten sonra okumaya hiç fırsat bulamadım,okunacaklar listeme tekrar ekliyorum sayende:))-Filmini izlemediysen izlemeni öneririm,güzel bir yapımdı.-
    Pucca'nın bir kitabının giriş kısmını okumuştum,içimizden biri,kız beyninin sesi olduğu doğru ama devamını getiremedim biraz kahkaha yetti bana sanırım:D
    Otomatik Portakal kitabını alsam mı almasam mı çok kararsız kaldım,bir zaman gelecek okuyacağım ama ne zaman orası meçhul..Emeğine sağlık,mutlu kal:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz icin ilk basta cok tesekkur ederim :)
      Ben de duydum Ucurtma Avcisinin filmi cok guzelmis fakat kitapla bazi yerleri ortusmuyormus. Eger sen de benim gibi dusuncedeysen almalisin Otomatik Portakali ama biraz sıkilabilirsin :(
      seninde yorumuna saglik, opuyorum saglikli ve mutlu kal :)

      Sil